Untitled 1
 
Program
Bilet Satış
Sponsorlar
Mekanlar
Basın
Geçmiş
Festivaller
 

Uluslararası İzmir Festivali, Avrupa Festivaller Birliği
Üyesidir

 
23. Uluslararası İzmir Festivali Mekanları
Efes Celsus Kütüphanesi

 
İzmir-Selçuk’ta bulunan ve Roma döneminde 115-117 yılları arasında inşa edilen kütüphane iki katlıdır. Zamanında 12.500 kitaba evsahipliği yaptığı tahmin edilmektedir.

Ayrıca yapı dıştan ikinci bir duvarla çevrildiği için kütüphane, alttan ve bir yandan rutubete karşı çok iyi korunmuş durumdadır. Arka ve yan duvarların içlerinde bir sıra altta ve bir sıra üstte olmak üzere dörtgen nişlerin var olduğu görülmektedir. Yapıda üçüncü bir nişin varlığı, ön cephenin iki katlı görünümüne karşın, yapının üç katlı olduğunu göstermektedir. El yazmaları rulolar halinde, galerilerden oluşan üst katlarda saklanmıştır. 3. yüzyılda bölgeyi etkileyen depremler sırasında okuma salonu yanmış, ancak daha sonra tamir edilmiştir. Ön yüzünün yine Orta Çağ'da yaşanan bir deprem sonucu yıkıldığı sanılmaktadır.

Kütüphane çok zengin mimari süslemeli bir ön yüze sahiptir. Ön yüzde mimari elemanlar dört çift sütunla taşınmaktadır. Her çift sütunun arkasında birer niş, arasında ise birer kapı ve birer pencere bulunmaktadır. Merdiven korkuluklarındaki yazıtlardan anlaşıldığına göre M.S. 110 yılında konsül olan Gaius Julius Aquila kütüphaneyi babası Gaius Celsus Polemaeanos heroonu olarak inşa ettirmiş ve yapının bakımı ve kitap alımı için 25000 dinar miras bırakmıştır. Aquila’nın varisleri eseri tamamlamışlardır (yaklaşık M.S. 135). Celsus’un mermerden yapılmış olan lahiti, büyük orta nişin altındaki tonozlu alt yapıda halen durmaktadır. Lahitin içindeki bir kurşun sanduka içinde ölünün kemikleri bulunmuştur.
M.S. 400 yıllarında yapının önü bir havuz haline getirilmiştir. Kazı sırasında havuzun içinde, merdivenlerin önünde bulunan ve Markus Aurelius ile Lucius Verus’un Partlar üzerindeki zaferi nedeniyle dikilmiş olan bir anıta ait büyük kabartmalar, günümüzde Viyana Müzesi’nde korunmaktadır.

Asklepion Tiyatrosu

 
M.Ö. 4'üncü yüzyıla uzanan geçmişiyle Asklepion Sağlık Kenti, mitolojideki sağlık tanrısı Asklepios'a adanarak yapılmış ve M.S. 5'inci yüzyıla kadar, ünlü bir tedavi merkezi olarak etkinliğini sürdürmüştür. Bergama'nın eski çağlarda önemli bir sağlık kenti olduğunu ispatlayan Asklepion'un giriş kapısı, bu gün Viran Kapı adıyla ayakta durmaktadır.

Bu kapıda 'ölümün girmesi yasaktır' yazdığı ve girişte muayene edilenlerden tedavisi mümkün olmayan ölümcül hastaların içeri alınmadığı bilinir. İçeri alınan hastalar, 650 metre uzunluğundaki kutsal yoldan yürür, bugün bile içilebilen şifalı sudan içer ve bununla yıkanır, daha sonra hastalığın tedavisine başlanırdı. Buluntulardan, ameliyatların da yapıldığı anlaşılan Asklepion'da ilaçla, bitkilerle, müzikle, su, çamur ve güneş banyolarıyla tedavi uygulanırdı. Galenos gibi ünlü hekimleri yetiştirdiği bilinen Asklepion'da tıbbın simgesi yılanlı sütun da bulunmaktadır. Asklepion'da ayrıca, günümüzde de kullanılan 3500 kişilik bir tiyatro mevcuttur.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
 

 
Ahmed Adnan Saygun Merkezi, Kent Meydanı, Kültür Platformu ve Sanat Merkezi olmak üzere 3 ana bölümden oluşmaktadır. Merkezde, büyük salonun yanı sıra, 243 kişilik salon, üç kata yayılan ve köprü ile birbirine bağlanan sergi mekânları yer almaktadır. Projenin müellifi mimar Tevfik Tozkoparan, şimdi anılarda kalan bir zamanların troleybüs garajı ve bakım atölyesini bir sanatsal aktiviteler merkezine dönüştürmüştür.
AASSM özenli bir akustik proje ile hayata geçirilen konser salonunun yanı sıra plastik sanatlara ve güncel sanata ev sahipliği yapacak geniş galerileriyle ön plana çıkmaktadır. AASSM'nin mücevheri konumundaki konser salonu ise projelendirme aşamasından uygulamasına, gerçekten göz alıcı bir konser salonu olarak ortaya çıkmıştır. Akustik projesi, konusunda deneyimli İngiliz ARUP firması tarafından üstlenilmiş salonun, orkestranın üzerine yerleşeceği platformun, üzerinde çalacak enstrümana göre çözümlenen yapısı gibi birçok ince detay atlanılmadan hayata geçirilmiştir.

1153 kişi kapasiteli konser salonundaki asansörlü sahne önü platformu, en üst konumunda sahne ile eşit hale gelerek, çok sayıda sanatçının yer aldığı performanslara olanak sağlarken, izleyici koltukları seviyesine getirilmesi halinde, özel tasarlanmış mekanizmasıyla ek koltuk kapasitesi sağlayabilecek. En alt düzeye indirildiğinde orkestra çukuru işlevi gören platform, bale, modern dans ya da opera performanslarının gerçekleştirilmesine olanak sağlamaktadır

Çeşme Kalesi

 
Çeşme'nin en çok ziyaret edilen tarihi eseri II. Beyazıt'ın yaptırdığı kale bugün müze olarak kullanılmaktadır. Çeşme kalesi ise, 1508 yılında Osmanlı Padişahı II. Beyazıt tarafından, Aydın Valisi Mir Haydar aracılığıyla, Mimar Ahmet oğlu Mehmet'e yaptırılmıştır. Kalenin ilk inşaatı tam deniz kıyısına yapılmıştır. Ancak, sonraki yıllarda denizin doldurulması sonucu bugünkü konumunu almıştır.

Kale ve liman, ticaret ve savaş gemilerini kötü hava koşullarına ve düşman saldırılarına karşı korumaktaydı. Kalenin güney kapısı, Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Günümüze kadar çok iyi bir şekilde korunarak gelen kale içinde Çeşme Arkeoloji Müzesi yer almaktadır.

Çeşme Müzesi ilk defa 1965 yılında İstanbul Topkapı Müzesi'nden getirilen silahlarla silah müzesi olarak ziyarete açılmış olup, 1984 yılına kadar böyle devam etmiştir. Müzede bulunan silahlar salondaki aşırı nemden dolayı oksitlenerek bozulmaya başladığından, İzmir Arkeoloji ve Ödemiş müzelerine devredilmiştir. Aynı teşhir salonu düzenlenerek 1964 yılından beri devam eden Ildırı (Erythrai) antik şehrinde yapılan kurtarma kazılarından elde edilen eserler sergilenmektedir.